LG G6 İnceleme

İnceleme

124 kez okundu

LG G6 İnceleme

3,4

G, “amiral gemisi” olarak nitelendirilen G serisi akıllı telefonları için her yıl farklı bir arayış içinde oldu. Bir yıl metalik görünümlü plastik gövde, bir yıl deri arka kapak, başka bir yıl ise modüler tasarım gördük. Güney Koreli şirket bu yıl da bambaşka bir arayış içine girerek, akıllı telefon dünyasının üst sınıfında yaşanan kıyasıya rekabette galip gelmek istiyor.

Tasarım
4
90%
Performans
3
85%
Ekran
4
75%
Fiyat
3
90%
Pil Ömrü
3
85%

Bu yılın amiral gemisi modeli LG G6, cam ve metalin birleşiminden oluşan bir tasarımla geliyor ve bu açıdan zamanın ruhunu yakalıyor gibi görünüyor. Bunu güçlü donanım, yetenekli kameralar ve kullanışlı bir arayüz ile desteklemeye çalışıyor. Peki, tüm bunlar LG G6’nın ipi göğüslemesi için yeterli olabilir mi? LG G6 inceleme yazısında bu sorunun cevabını arıyoruz.

LG G6 inceleme: Tasarım



En başta da belirttiğimiz gibi, LG G serisi akıllı telefonlarının telefonlarında sürekli bir arayış içinde oldu. İlk G serisi telefonun çıktığı 2012’den bu yana Güney Koreli şirketin her yıl farklı bir tasarım yaklaşımı içinde olduğunu gördük. Bu yıl ise cam ve metalin birleşimi bir yapı tercih edilmiş ki, LG en sonunda doğru yolu bulmuş gibi görünüyor. Samsung’un son iki yıldır akıllı telefonlarında yer verdiği cam-metal yapısı hem görünüş hem de kullanım hissi bakımından yüksek seviyede olduğunu ortaya koymuştu. LG de bu yapıyı G6’da iyi şekilde ortaya koyuyor.
LG G6 geçen yılın telefonu G5’in tasarımından ufak tefek izler taşımakla birlikte, yepyeni bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Telefonun kenarlarını metal çerçeve sararken önde Gorilla Glass 3, arkada ise Gorilla Glass 5 ekran camı tüm yüzeyi kaplıyor. Kullanılan bu camlar sağlamlığı artırıyor, gövdede dikkate değer çizikler veya aşınmalar meydana gelmiyor. Ancak G6’yı parlak ışığa tuttuğumuzda hem ön hem de arka yüzeylerin ince çiziklerle dolmaya başladığını görüyoruz, ne var ki, bu durum normal sayılır. Parmak izini tutma konusunda da G6 epey cömert davranıyor. Bununla birlikte cam yüzeylerin sürtünme katsayısı düşük tutulmamış, bu da telefonu kullanırken elden kayıp gitmesinin önüne geçiyor.

Arkadaki cam yüzeyin kenarlara doğru hafif kavisli yapısı sayesinde G6’yı kavramak biraz daha kolaylaşıyor. Telefonun hafifçe yuvarlatılmış köşeleri onun görünümünü biraz yumuşatıyor. Aslına bakarsanız, biraz sıradan bir tasarıma sahip LG G6, ancak ön yüzün büyük bir bölümünü kaplayan ekran, üstüne üstlük bir de kavisli köşelere sahip olup telefonun gövdesinin kavisli köşelerine uyum gösterince, G6’nın sıkıcılığı ortadan kalkıyor.

Bu yeni tasarım LG’nin bir alışkanlığından vazgeçmesine yol açıyor, o da çıkarılabilir pil. Şimdiye kadar çıkan LG telefonlarının ortak özelliği pilin kullanıcılar tarafından değiştirilebilir olmasıydı. Geçen yılın telefonu G5’te bile LG, arka kapak olmamasına rağmen modüler yapı sayesinde kullanıcıların pili değiştirebilmelerine olanak sağlamıştı. Ancak cam-metal yapısına geçiş yapılmasıyla birlikte telefonun çıkarılabilir bir kapağı veya parçası da ortadan kalkıyor. LG, bu eksikliği USB-C portu üzerinden sunduğu hızlı şarj özelliğiyle kapatmaya çalışıyor ki, buna ilerleyen bölümlerde değineceğiz.



G6 ile birlikte LG’nin üst sınıf telefonlarının tanıştığı yeniliklerden bir tanesi de suya dayanıklılık oluyor. Aslında IP68 sertifikasıyla bu telefon hem suya hem de toza karşı dayanıklı. Yani sağanak yağış altında telefonunuzu kullanabilir, karşılamaya hazırlandığımız yaz aylarında G6’yı havuz veya deniz kenarında suya düşürme derdi olmadan kullanabilirsiniz. Su altında fotoğraf ve video çekimi de yapabilirsiniz, ancak üreticiler bunu genelde pek önermiyor. Eğer isterseniz G6’yı suyun altına tutup yıkayabilir, böylelikle telefonun gövdesini temizleyebilirsiniz.
LG G6’nın 5.7 inç gibi büyük bir ekranı var. Ancak LG 18:9, diğer bir deyişle 2:1 görüntü oranı kullanarak şimdiye kadar akıllı telefonlarda alıştığımız 16:9 formatının dışına çıkıyor. Ekran ince ve uzun bir yapıya sahip, bu şekilde telefonun dar tutulup tek elle biraz daha rahat kavranması mümkün kılınıyor. LG, bunun üstüne bir de G6’nın ekranını saran çerçeve alanını epey daraltmış. Yüzde 78.6 ekran-yüzey oranıyla G6, ortalamanın epey üstüne çıkmayı başarıyor. Sonuç olarak karşımızda büyük ekranına rağmen yüzey alanı nispeten düşük bir telefon çıkıyor. 5.5 inç ekranlı iPhone 7 Plus ile 5.7 inçlik LG G6’yı yan yana getirdiğimizde, G6’nın daha küçük durduğunu görüyoruz. Sonuç olarak LG G6, büyük ekranlı bir telefon olmasına rağmen, tek elle nispeten daha rahat kullanılıyor. Baş parmağınız ekranın en üst bölümlerine yine erişemeyecektir, ancak telefonu avuç içinde hareket ettirip parmağı erişemediği noktalara götürmek diğer büyük ekranlı telefonlardakine göre biraz daha rahat gibi görünüyor. Tabii ki, bu satırların yazarının büyük ellere sahip olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Buna rağmen, çoğu kullanıcı LG G6’yı tek elle kullanmakta büyük problemler yaşamaz.



Ön yüzde ekran büyük bir alan kaplayınca, geri kalan unsurlara fazla bir alan kalmıyor. LG, ekranın üstünde yer alan epey dar alana 5 megapiksel kamera, ahize hoparlörü, sensörler bulunuyor. Daha geniş görünen ekran altı ise boş bırakılmış. Alt kenarda USB-C portu, hoparlör ve mikrofon yer alırken, karşı gelen üst kenarda ikinci mikrofon ve 3.5mm kulaklık jakı bulunuyor. Sol kenarda ses tuşlarını, sağ kenarda ise nanoSIM ve microSD kart tepsisini görüyoruz. Metal çerçevenin belirli noktalarını dört kenarda da anten çizgileri kesiyor. Arka yüz geçen yılın telefonu G5’i biraz daha hatırlatır nitelikte. 13 megapiksel çözünürlüklü iki kamera, ortalarında çift LED flaş bulunuyor. Bunların altında ise parmak izi okuyucusunun da entegre edildiği güç butonu bulunuyor. Alta yakın bir noktaya ise G6 logosu yatayda ortaya hizalanarak yerleştirilmiş.
.